25. Steaua Bükreş - Dinamo Bükreş Romanya'nın en başarılı ve en çok taraftarı bulunan ve "Romanya'nın Ezelî Derbisi" olarak bilinen Steaua Bükreş - Dinamo Bükreş derbisinin tarihi her iki külübün kurulduğu Romanya'nın komünist dönemine (1940'ların sonu) kadar uzanıyor. Derbinin rakipleriyse 20 yılı aşkın bir süre Romanya Devlet Başkanlığı yapan Nikolay Çavuşesku'nun ve ordunun desteklediği Steaua ile polisin ve muhaliflerin desteklediği Dinamo.


24. Spartak Moskova - CSKA Moskova CSKA bir dönem ordunun takımı olarak bilinirdi çünkü Rusya Savunma Bakanlığı, CSKA'nın hissedarlarındandı. Daha sonra bu hisseler Chelsea'nin sahibi Rus milyarder Roman Abramoviç tarafından satın alındı. Spartak ise "halkın takımı" olarak bilinir. Yani, bu derbiyi kısaca "halkın takımı vs ordunun takımı" olarak da özetleyebiliriz.


23. Athletic Bilbao - Real Sociedad Bask derbisi olarak bilinen bu mücadelede İki takım arasında oyuncu tercihleri açısından bariz bir fark bulunmaktadır. Athletic Bilbao kuruluşundan itibaren Bask olmayan hiçbir oyuncuyu oynatmamıştır. Real Sociedad ise İspanyol ve diğer yabancı futbolcuları en başından beri kadrosundan bulundurmaktadır. Birçok derbinin aksine, maçlar tamamen dostluk içinde geçer, taraftarlar maçları birlikte izler ve eğlenirler.


22. Paris Saint-Germain - Olimpik Marsilya Paris Saint-Germain - Olimpik Marsilya derbisi, birçok derbinin aksine, coğrafî yakınlığın getirdiği bir rekabetin ürünü değildir. Fransa'nın siyasal merkezi ve başkenti olduğu kadar, ekonomi, kültür ve moda başkenti de olan Paris'in zengin sınıflarına karşı, liman kenti olan Marsilya'nın işçi sınıfının; diğer bir deyişle de kuzeye karşı güneyin mücadelesidir.


21. Sevilla - Real Betis İspanya'nın Endülüs Bölgesi'nde yer alan Seville şehrinin iki takımı Sevilla ve Real Betis, iç bölünme sonucu ortaya çıkan rekabetin kahramanları. 1905 yılında kurulan Sevilla'nın ardından 1907 yılında 'Sevilla Balompié' isimli şehrin ikinci takımı kurulur. Aynı yıl Sevilla'dan kopan bir grup Betis'i kurar. 1914 yılında birleşen bu iki kulüp Real Betis Balompié adını alır ve rekabet 1915 yılında başlar...


20. Gremio - Internacional İki Porto Alegre takımının bir asırdan fazladır süregelen rekabeti... İlk kez 1909'da oynanan ve Alman kökenli zenginlerin kurduğu Gremio'nun 10-0 kazandığı derbiden bu yana rekabet gün geçtikçe kızıştı... Gremio, "elitist takım" olarak kendine yer edinirken Internacional, herkese kucak açmasıyla bilinir. Derbi günleri ise tutku ve şiddet bir anda yaşanır.


19. Manchester United - Manchester City 1881 yılında başlayan Kırmızılar ve Maviler'in amansız rekabeti bir dönem Manchester United'ın ezici üstünlüğüyle geçse de son yıllarda toparlanan ve Premier Lig'e damgasını vurmaya başlayan Manchester City'ni yükselişi sonrası rekabette yeni bir perde açıldı. Bu gelişmenin en büyük sebebi ise elbette Manchester City'ye gelen Arap sermayesi...


18. Palmeiras - Corinthians Brezilya'nın Sao Paulo kentinin rekabeti bir aile için ayrılığa dayanıyor. Corinthians'tan ayrılan bir grup üye Palmeiras'ı kuruyor ve ezelî rekabetin temeli atılıyor.


17. Al Ahly - Zamalek Orta Doğu ve Kuzey Afrika'nın en şiddetli mücadelesi... 1917 yılına kadar uzanan rekabette Al Ahly İngiliz sömürgeciliğine karşı direnen, işgal öncesinin kırmızı renklerini giyen, kendilerini işgale direnen ve milliyetçi olarak görenlerin takımı. Zamalek ise beyaz giyen, yabancıların (İngiliz diyebiliriz) ve takım olarak kabul edildi. Aynı zamanda nefret edilen Kral Faruk'un ve dolayısıyla onun yerli ve yabancı müttefiklerinin kulübü oldu.


16. Flamengo - Fluminense Bir başka aile içi parçalanma daha: Rekabet 1911 yılında bir grup Fluminense'li futbolcunun Flamengo Spor Kulübü'nün futbol şubesini kurmasına uzanıyor.


15. Arsenal - Tottenham Hotspur İlk karşılaşma 1887 tarihinde olmasına karşın Kuzey Londra Derbisi'nin ezelî bir hâle dönüşmesi 1970'li yıllara dayanıyor. Bu dönemdeki bazı maçlar ve Tottenham taraftarlarına yönelik kullanılan "Yahudi" sıfatı rekabeti sertleştirmiş durumda.


14. Ajax - Feyenoord Amsterdam takımı Ajax ile Rotterdam takımı Feyenoord arasındaki rekabet hem iki şehrin rekabetine hem de siyasal nedenlere dayanmaktadır. Hollanda'nın en büyük iki kentinin ekonomik mücadelesinin yanı sıra Amsterdam'ın özgürlükçü yönü ağır basarken, Rotterdam ise sağ ve muhafazakâr yönüyle bilinir. Ajax, medyadaki ağırlığı, Hollandalı ünlülerin daha çok Ajax taraftarı olması sebebiyle, kendilerini daha "gerçek" taraftarlar olarak gören Feyenoord'lular tarafından sevilmez.


13. Benfica - Sporting Lizbon 8 Benficalı oyuncu daha iyi yaşam ve çalışma koşulları elde etmek için Sporting'e geçer ve ezelî rekabet başlar. 1907 yılına uazanan Başkent derbisinde Sporting, zenginlerin takımı olarak bilinirken, Benfica çalışan sınıfın takımı olarak biliniyor. Rekabeti tetikleyen bir diğer unsur ise yakınlık. Kulüp merkezleri arasındaki mesafe sadece 3 km ve statlar neredeyse karşı karşıya.


12. Liverpool - Everton Liverpool kentinin büyük bira üreticilerinden biri bugün Liverpool'un maçlarını oynadığı Anfield Road'u satın almış ve burada Everton kulübünü kurmuş. Takım büyük bir ilgi ile karşılanmış. Ancak daha sonra kulüpte tek adam olmak istemesine yönetim kurulundan itirazlar olunca, Everton'u buradan kovarak, Liverpool'u kurmuş. Everton ise bugünkü Goodison Park'ın bulunduğu yerin yolunu tutmuş. Genellikle Liverpool liman işçilerinin, Everton ise zengin muhafazakârların takımı olarak görülmesine karşın, yapılan sosyolojik araştırmalar bu iddiayı tam olarak doğrulamamaktadır. Her iki takım da her sosyal sınıftan taraftara sahiptir.


11. Borussia Dortmund - Schalke 04 Ruhr Havzası'nda bulunan Dortmund ve Gelsenkirchen şehirlerinin en büyük takımları Borussia Dortmund ve Schalke 04 arasındaki Ruhr derbisi ya da "Revierderby" olarak bilinen mücadele 1925 yılına dayanıyor. Almanya'nın kömür madenlerinin bulunduğu bir bölge olan Ruhr Havzası'nın her iki takımı da işçilerin, emekçilerin takımı olma özelliğine sahip. Bu duruma karşın her iki takımda birbirlerini en önemli rakip olarak görüyorlar.


10. Liverpool - Manchester United Temsil ettikleri iki büyük şehrin bölgesel yakınlığı, tarihi, ekonomik ve endüstriyel rekabet hem İngiltere hem Avrupa'daki başarılarının birbirlerine yakın düzeyde olması nedeniyle, oyuncular, taraftarlar ve medya nezdinde Liverpool - Manchester United maçı İngiltere'deki tüm diğer derbi mücadelelerinden önemli kabul edilmektedir.


9. AC Milan - Internazionale "Derby della Madonnina" yani "Küçük Bakire Meryem Derbisi" olarak da bilinen Milano Derbisi, bu ismi Milano Katedrali'ndeki Hz. Meryem heykelinden alır. Milano Derbisi dünyanın en çok izlenen derbi mücadelelerinden biridir. Bu derbinin doğuşu da kulüp içi muhalefete dayanır. AC Milan, 1899 yılında, İngiliz göçmeni bir grup tarafından kurulmuştur. Ancak daha sonra bazı memnuniyetsiz üyeler, yabancı oyuncu oynatılmamasını eleştirerek kulüpten ayrılırlar. Internazionale (İtalyanca uluslararası demek) adını verdikleri kulübün amacı, Milan'a karşı yabancı oyuncu oynatabildikleri rakip bir kulüp olmaktı.


8. Real Madrid - Atletico Madrid Kralcılar, Cumhuriyetçilere karşı... Madrid Derbisi tarafları Los Indios (Kızılderililer) olarak bilinen Atletico Madrid, Los Blancos (Beyazlar), olarak bilinen Real Madrid arasında geleneksel bir düşmanlık vardır. Real Madrid hem Kral hem Franco Dönemi'nde düzenin savunucusu olarak bilinirken, Atletico bu düzene isyanın takımı olarak bilinir.


7. AS Roma - SS Lazio Mussolini dönemine dayanan bu ezeli rekabet İtalya'nın tansiyonu en yüksek derbisi olarak bilinir. Roma 1927 yılında Mussolini'nin emriyle, Juventus, Milan ve Inter gibi kuzey takımlarına karşı güçlü bir Roma takımı kurulmasını istemesiyle ve bunun üzerine Roman, Alba-Audace ve Fortitudo isimli takımların birleşmesi sonucunda kurulur. Giorgio Vaccaro isimli bir başka faşist generalin nüfuzu sayesinde Lazio bu birleşmeye direnir ve bu iki kulüp arasında büyük bir rekabet başlar.


6. Panathinaikos - Olympiakos Yunanistan'ın Attika Bölgesi'nin en büyük iki şehri Atina (Panathinaikos) ve Pire (Olympiakos) temsilcileridirler. Mücadele Pire şehrinin, Atina'nın liman bölgesi olması ve iki şehir merkezinin birbirine sadece 12 km uzaklıkta olması sebebiyle çoğunlukla Atina Derbisi olarak da adlandırılır.


5. Partizan Belgrad - Kızıl Yıldız Belgrad Partizan ve Kızıl Yıldız arasındaki rekabet 2. Dünya Savaşı sonrası komünist Yugoslavya dönemine dayanmaktadır. Kızıl Yıldız "Anti- Faşist Birleşik Gençlik İttifakı" isimli siyasi oluşumun takımı olarak Mart 1945 tarihinde; Partizan ise birkaç ay sonra, Ekim 1945'te "Yugoslav Halk Ordusu"nun spor derneği olarak kuruldu.


4. Fenerbahçe - Galatasaray Kıtalararası derbi... Asya ve Avrupa'yı birbirine bağlayan İstanbul'un iki yakasının iki büyük takımı, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın rekabeti tam 106 yıl öncesine dayanıyor. Tüm ülke gündemini meşgul eden, gün geçtikçe daha da alevlenen ama başlama düdüğü sonrası yaşanan heyecanla her türlü sıkıntıyı unutturan derbide dostluk, gerginlik, estetik, ne ararsanız var...


3. Celtic - Glasgow Rangers Futboldaki en ateşli rekabetlerden birini Glasgow şehrinin ve İskoçya futbolunun iki dev kulubü Celtic ve Glasgow Rangers arasındaki mücadele oluşturuyor. "Old Firm Derby" (Eski Sert Derbi) olarak adlandırılan rekabeti tetikleyen ise mezhep çatışması. Üstelik etnik temelleri de bulunuyor: Rangers, Protestan inancına sahip İskoçların temsilcisiyken, Celtic -adı üzerinde- Kelt ve İrlandalı köklerine bağlı Katoliklerin takımı.


2. Boca Juniors - River Plate Buenos Aires'in rıhtım bölgesi olan La Boca'da kurulan bu iki takımın rekabetinde "Cenevizliler" olarak bilinen Boca taraftarları genellikle işçi sınıfından İtalyan göçmenleri olurken, Los Millonarios (Milyonerler) olarak bilinen River Plate taraftarları daha çok üst sınıflardan geliyordu. Boca taraftarları, River oyuncu ve taraftarlarının korkak olduklarını iddia ederek onları Gallinas (tavuk) olarak nitelerken, River taraftarları ise fakir rakip taraftarlarının kötü koktukları gerekçesi ile Los Chanchitos (küçük domuz) derler.


1. Real Madrid - Barcelona Bu rekabetin ilk yılları sayılabilecek 1930'lu yıllarda Barcelona, Madrid merkezli baskıcı yönetime olan muhalefeti ile tanınmıştır. Franco diktatörlüğü yıllarında Barcelona kulübüne transfer olmak veya kulüp üyeliğine girmek rejime olan muhalefeti göstermenin de bir yolu olarak kabul edilmekteydi. Bu dönemde Barcelona başkanı Josep Sunyol, Franco askerleri tarafından öldürülmüştür. Tarihçilere ve yazarlara göre El Clásico, "İspanya İç Savaşı'nın başlangıcı" olarak ifade edilir.